Sarp'ın hastalığı devam ediyor bugün ekranın karşısında yorgunluktan şaşı olmuş bir şekilde yazıyorum. Pazartesi akşamı Sarp'ın ateşi tekrar çıkınca dün işten izin alıp Sarp'ı Dr.a götürmeye karar verdim. Sabah Sarp'ın bağlı olduğu sağlık kurumunun hastanesine gittik, sağolsun Dr. çok ilgilendi ama çocuğa hiç bir test yapmadan ve detaylı muayeneden geçirmeden sadece karşıdan bakarak 10 dak içerisinde alerji teşhisi koydu. Bu teşhisini tedavi edecek 3 tanede ilaç yazdı. Doğal olarak hastaneden çıktığımda bu ilaçları almadım bile.
Daha sonra bir arkadaşımın önerisiyle Dr. Ebru Hanım'a gittik, zaten maceramızda bu noktadan sonra başladı. Sabahtan ağzına bir çubuk sokularak boğazına bakıldığı için muayene edilmeye kıl kapmış olan Sarp, ilk başta Dr.un muayenehanesindeki oyuncaklarla oynadı ve başka bir tepki vermedi. Ne zaman kontrol için Dr.muzun odasına girdik film o zaman koptu. Dr.un sağını solunu kurcalayacağını ve boğazına bir çubuk sokacağını tecrübesiyle fark eden Sarp bir anda deli gibi ağlayan, sürekli kaçmak için kapıya koşan küçük bir canavara dönüştü. Sakinleştirmek için söylediğim hiç bir şeyi dinlemedi ve zıplayarak kaçmaya çalıştı, bu esnada çeneme kafa attı. Boş bulunduğum için dişim dilimi yardı, ben elimle çenemi tutarken annem Sarp'ı sakinleştirmeye çalışıyordu. Dr.muz Sarp'a iğne yapması gerektiğini söyleyince gözlerim vosvogen farı gibi açıldı, zaten yaşadığı korku ve hastalığın verdiği asabiyetle manyaklığın sınırlarını zorlayarak kendini sağa sola atıp ve yerlere vuran oğluma o iğnenin nasıl yapılacağını bir türlü çıkaramadım. Sarp'ı kafama darbe alma pahasına kucağıma aldım ve iğneyi çığlıklar arasında olduk. Tam derin bir oh çekmişken Elif Hanım tam kan, tam idrar, boğaz kültürü ve gaita testi istediğini söylediğinde ise bu tahlilleri yaptırmak için neler yaşayabileceğimizi düşünemedim bile.
Tahlilleri yaptırmak için laboratuvara gittiğimizde saat 17:00 di ve Sarp henüz olacakları bilmediği için sakin davrandı. Önce kan alınması konusunda görevlilerle anlaştık, sağolsun oğlum iğneyi görür görmez deli gibi bağırıp, kucağımdan kaçmaya çalıştı. Kolundan kan almayı denediler ama çok çırpınınca elinin üstünden almak istediler bu arada kolundan delindiği için elini vermek istemedi, uzun uğraşlar sonucunda kanı alında hazır ağzını açarak bağırıp ağlıyorken boğaz kültürüde alındı, sıra idrar tahlili için örnek almaya geldiğinde Sarp intikam almak için fırsatı kaçırmadı. 17:00 den laboratuvarın kapandığı saat olan 19:30'a kadar bizi peşinde koşturdu. Önce tuvalette yapacağım dedi, sonra meyve suyu istedi ama meyve suyu gelince içmeyi reddetti, sonra bekleme yerinde yapacağını söyledi, oraya gittiğimizde vazgeçti. Bekleme yeri ile tuvalet arasında sürekli mekik dokuduk. Bu arada laboraturda çalışanlardan çişini yapması karşılığı araba aldı ama sonra çiş yapmaktan vazgeçti. Normalde yarım saatte bir tuvaleti gelen çocuk bir şişe su, iki kutu meyve suyu içmesine rağmen öldür alllah çişini yapmadı. Laboratuvarın kapanmasına saniyeler kala benimde cinnet geçirmeme ramak kala çişini yaptı da rahat bir nefes aldık.
Eve döndüğümüzde bizi başka bir süpriz bekliyordu, arkadaşlarıyla gezmeye giden Beril, elindekini çöpe atmaya çalışırken çöp konteynırından fırlayan bir kedi Beril'i çok kötü tırmalamış. Ertesi gün dedesi Beril'i dispansere götürdü, oradaki doktor Beril'in kuduz aşısı olması gerektiğini söylemiş.
Şu an ki durumumuz şudur; Beril gün aşırı kuduz aşısına gidiyor, Sarp antibiyotik iğnesi olmaya gidiyor. Akşam evde sürekli bir koşturma ve mızırdanma var. Babamız bu sabah geldi, çocukları teslim edip işe geldim, akşam onları nasıl bulurum hiç bir fikrim yok, acaba diyorum akşama eve gitmeyip izimi kaybettirsem mi?
21 Nisan 2010 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Bernacım ben kuzen Burcu, yazılarını büyük keyifle okuyorum. Sarp'a, Beril'e en çok da sana geçmiş olsun. Yazılarının devamını merakla bekliyorum...sevgiler:)
YanıtlaSilBurcucum, merhaba.. Bende macera çok ama eminim sende de bir o kadar vardır. Kendine iyi bak :))
YanıtlaSil