Geçtiğimiz yaz evimize taşındığımızda bahçe ile pek ilgileneme miştik, evimizin yanından başlayan ve arkaya dönen küçük de olsa L şeklinde bir bahçe var. Ev ararken 3 kriterimiz vardı;
- Komşular
- Park yeri ( İzmir'de eski semtlerde araç park yeri çok önemli)
- Bahçe ( özellikle çocuklar için istiyorduk)
Malzeme alınacak ama ne? Mağazada yarım gün harcadıktan sonra, malzemelerimizi seçip, kasada nakdimizin önemli bir kısmını bıraktıktan sonra eve geldik ama herkes bir kanepeye serildi. Herkes diyorsam eşim, kızım ve ben. Sarp mağazada kaldığımız sürece arabada oturup hiç enerji harcamadığı için son derece canlı ve neşeli bir şekilde koşturup duruyordu. Laf bu noktaya gelince yazmadan geçemeyeceğim, bu tür mağazalardan oyuncak arabalı market araçlarının ya tamamen kaldırılması yada bütün market arabalarının bu şekilde yapılması konusunda kampanya başlatmak istiyorum. Anne babaların bu tür marketlerde saatlerce depar atarak yanlarında avazı çıktığı kadar ağlayan çocuklarına bu arabalardan bulmaya çalışması eziyetine bir son verilmeli. Planladığımızdan daha fazla mağazada kalınca doğal olarak bahçe ile ilgilenme işini bir sonra ki haftaya bıraktık. Aslında alışveriş kısmında bu kadar yorulmamızdan işin bahçe kısmına geçtiğimizde dağılacağımızı anlamamız lazımdı.
Bir sonra ki hafta eşim gelemeyince bir heves kendimi bahçeye attım, önce çiçekleri ve ağaçları budadım. Budamak işin en kolay kısmıydı ama budanan bitkilerin dallarını atmak o kadar kolay olmadı, hele gül dallarının dikenleri ellerimi kollarımı çizdi. Bir kağıt aldım ve alınacak başlığı atarak altına büyük harflerle eldiven yazdım. Sanıyorum çöp konteynırına hiç yapmadıysam 10 sefer yapmışımdır. Sonra elime bel'i aldım ve toprağı bellemeye başladım. Bana kalsa saatlerce ve metrelerce bellemiştim ama şöyle bir tutulan belimi doğrultup baktığımda saatlerce kısmının tahmin ettiğim gibi ama metrelerce kısmının tahminimin çok altında olduğunu üzülerek gördüm. Bitkin bir şekilde mutfağa girdiğimde yüzüme bakan kızıma " Köylü milletin efendisidir bunu unutma" dedim ama laf yorgunluktan ağzımdan kısık sesle ve boğuk bir şekilde çıkınca kızım bir süre beni anlamaya çalıştı, farkettim ama tekrar söylemeye mecalim kalmadığı için mutfaktaki ilk gördüğüm sandalyeye oturup tavana uzun süre boş baktım. Mutfakta sandalyede oturduğum süre boyunca Sarp ve Beril 3-4 kere kavga etti ama inanır mısınız ben duymadım bile tek duyduğum bacaklarımın ve kollarımın zonklaması ile etlerimin ağrımasıydı. Ertesi gün yataktan nasıl kalkacağımı düşünmek bile istemiyordum. Akşam yattığımda ertesi gün malum çiftlik oyununa bir daha hiç girmemeye kadar verdim. Bu arada bana o oyun için komşuluk teklifi gönderen arkadaşlarım yeminliyim o oyuna girmiyorum boşuna teklif yollayıp durmayın...Ertesi gün düşündüğüm kadar kötü olmadım ama bir sonra ki hafta eşim geldiğinde hadi bahçe ile ilgilenelim dediğinde kıvrak bir manevra ile onun bahçe de çalışması benimde çay, kahve ve sandviç gibi ikramları üstlenmem sonucu eşimin başına gelenleri ve bahçeyi bir profesyonele devretme kararımızı yarın anlatacağım :)) Yarına kadar sevgiyle kalın, sakın ölçüp tartmadan ben bu işi yaparım diye balıklama atlamayın.
Not:Yazıdaki resim balkonumdan..