Eşim görevi dolayısıyla yurtdışında ve ben İzmir'de iki çocuk ve bir kedi ile serüvenime devam ediyorum. Eşim hergün mail atar ve eğer imkanlar elverirse internetten bizimle görüşür, yine bir gün ben işyerimdeyken bana aşağıdaki maili attı.
"Karıcım nasılsın..... akşam görüşemedik umarım bu akşam düşürebilirim telefonu nasılsınız keyfiniz yerinde mi?"
Eşime iyiyiz mi desem yoksa ben yandım sen kaç kendini kurtar mı desem diye düşünürken, Acun Ilıcalı'nın Survivor'u tekrar düzenleyeceğini ve seçmelerin yapılacağı haberi gözüme takıldı ve bende eşime aşağıdaki maili yazdım:
" Aşkım biz iyiyiz.. bebelerin ziyadesiyle iyi..ben bir karar aldım, biliyorum sana çok zor gelecek ve bu kararı bu şekilde sana söylemek istemezdim en azından yüzyüze konuşmak daha iyiydi ama artık saklayamayacağım, ben survivora katılmaya karar verdim,3-5 ay yokum ancak bu şekilde başımı dinlerim :)) yemek yok kiloda veririm bir taşla 5 kuş yani...
Ha deyince de bebeleri bana getiremezsin, şansım varsa ilk turda elenirim 3-5 hafta otelde yan gelir yatarım vede yanarım diyorum, sen ne dersin? öptüm"
Tabii karısının nasıl bir kontrol manyağı olduğunu çok iyi bilen kocam, benim çocukları bırakıp asla bir yere gidemeyeceğimi bildiği için, çok güldüm valla çok alemsin, sen çok yaşa türü bir cevap attı. Bunun üzerine eşime aşağıdaki maili attım:
"Anladığım kadarıyla sen beni ciddiye almadın, Acun abim seçmeleri yapıyor, şansım varsa sen geldiğinde ben çoktaaaaan gitmiş olurum:)) ama merak etme kameralar karşısında elime bebelerin resimlerini alıp çok özledim kuzularımı diye timsah gözyaşları dökerim, bir soğana bakar yani... süpriz kapsamında bebelerimle beni buluşturmaya kalkarlarsa sakın kabul etme valla yüzerek okyanusa açılırım, en vahşi köpekbalığı beni onlar kadar yoramaz ve korkutamaz :)))
yarışma dönüşü seni nereden toplarım bilmiyorum ama alt tarafı 2 ay göz açıp kapayıncaya kadar geçer ( eminim bana öyle gelecektir ama seni bilemem) ben vakit bulup yaptırmaya çalışacağım ama ola ki yetişmezse evi sigortalatmayı unutma, döndüğümde hakkınızda açılan davalarla beni uğraştırma lütfen..
eylül eczanesi tanıdık yeterince yalvarırsan sana lazım olan sakinleştiricileri el altından verebilir, olmadı annemleri devreye sokarsın, gerçi sanıyorum o sırada annemler gidebilecekleri en uzak yerde olacaklardır ama telefon ile sana yardımcı olurlar diye düşünüyorum, artık o kadarda değil dimi canım kocam..
bak seni ne kadar seviyorum ki sana bir kaç küçük tiyo veriyorum; harp okulundaki eğitimlerini ( kondüsyon vb) hatırlamaya çalış işine yarayacak, mümkünse bu arada hızlandırılmış psikolojik harp eğitimide alabilirsen senin için iyi olur. Yemek kitabından yemek yapabilirsin ama eve geldiğinde çoook aç olacakları için sen yemeği hazırlamaya çalışırken kitabı yiyebilirler, yada şanslıysan yırtabilirler ( en azından birleştirebilirsin), hazır gıdaları ve lokantayı deneyebilirsin. Akşam yattıp başını yastığa koyduğunda 80 kere bir bahane ile mutfağa gitmeye alış ( çişim geldi, susasım, galeta isterim vb.) bu arada evdeki en zararsız varlık tarçın, kıymetini bil hayvanın suratına senden terlik yapacağım falan deme, nede olsa o senin kader arkadaşın...
şimdilik bu kadar aklına takılan bir şey olursa mail at..ben sana dönerim...."
Sonuç olarak eşim çok güldü ben akşam kuzu kuzu eve gittim ve kapıyı açar açmaz "açııızzzz" diye bağıran çocuklarıma geri döndüm.
5 Nisan 2010 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder