" etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
" etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2010 Çarşamba

Tabam...

Haftaya hızlı başladık ama dün sakin bir gündü, tabii sakinlikten anladığınız sessizlik ve dinginlikse kastettiğim o değil.. Akşam servisten iner inmez markete gidip alışveriş yapıp koşturarak eve gittim ve eve gelir gelmez her çalışan annenin yaptığı gibi aceleyle üstümü değiştirdim, üzerimi değiştirirken üzerime tırmanmaya çalışan oğlumu kollayıp, düşmesin diye uğraşırken bir kaç akrobatik hareket sergiledim teknik puanlarım düşük olsa da artistik puanlarımdan çok ümitliydim. Sonra evin koridorunda ben önde Sarp arkada koşarak mutfağa geçtik. Sarp heryere koşarak gittiği için evde sürekli olarak bir yerden bir yere koşma durumu var.

Her akşam olduğu gibi ne yiyeceksin bölümüne geçtik. Burada iki türlü ne yiyeceğimize karar veriyoruz, birinci seçenekte buzdolabının kapağını sonuna kadar açıp dolaptaki bütün tencerelerin kapaklarını sırayla açıp, "bunu yer misin?" diye soruyorum, Sarp'ta tencereye bakıp " hımmmm...yemem" ya da " yeyim, ben onu çok seveyim" diyor. İkinci seçenekte Sarp Bey sandalyeye oturuyor, ben onun karşısına geçip "sarpcım ....... yer misin yapayım mı?" diye cümlede ki boşluğu çeşitli yemeklerle dolduruyorum. Sarp Bey'de yine derin derin düşünerek "hımmmmmm..yemem" ya da " yeyim, ben ...... yı çok seveyim" diyor.

Tabii Sarp'ın çok seveyim demesi o yemeğin sofraya konduğunda yemesini gerektirmiyor, küçükbeyimiz bir anda karar değiştirip "ben onu sevmedim" de diyebiliyor. Böyle bir zamanda size bir önceki yazımda belirttiğim Nirvana sırıtmamı takınıp sakin bir şekilde "Tamam yeme.. ama bunu yemezsen bu akşam sana ne süt, ne şeker, ne de meyve var" diyorum ve ben bunu der demez Sarp şimşek gibi salona koşarken "tabammm" diye bağırıyor.

Tabam benim en sevdiğim laf, aslında çocuklardan ders almam gerekiyor, Sarp'a ne derseniz deyin Sarp hep size "tabam" der ve sonra bildiğini okur. Sarp oyuncaklarını kırma dersiniz size hemen kocaman bir tabam gelir ve bunu söylemesinin üzerinden 30 saniye geçmeden oyuncak çat diye kırılır. Sarp koşma dersiniz size yine kocaman bir tabam yollar daha siz kafanızı çevirmeden düşer. "Annecim neden beni dinlemedin bak düştün işte" dediğinizde size gözlerini masum bir şekilde ve kocaman açarak "tabaamm" der. Sarp kediyi rahat bırak...tabam, Sarp annecim zıplama...tabam, Sarp ablanın rahat bırak...tabam, Sarp burnunu televizyonun ekranına dayama annecim, kanepeden seyret...tabam, Sarp televizyonu yemeye çalışma oğlum...tabam, Sarp oyuncaklarını topla..tabam. Biz de hiç hayır yok ama tabam deyince icraat da yok.

Salona koşarak giden oğlum 10 dak. sonra geri geldi, anlaşılan acıkmıştı ama dişine göre yemek olmadığı için kıvranmaktaydı. "Anne sana bir şey söyliyebilir miyim?" dedi, "tabii annecim hayrola ne oldu " deyince bana " sen neden bana eziyet ediyorsun?" diye sordu.. O an bize dışarıdan bakan biri hain üvey anne ile masum yavru görürdü herhalde. Böyle bir soruya nasıl cevap verilir bilmiyorum. Bu numarayı bana geçen haftada yapmıştı, sanıyorum bu haftada belki yerim de abur cubur yemesine izin veririm diye düşünüyor. velhasıl çocuklarla başetmek çok zor, kıvrak bir zeka, hazırcevaplık, derviş sabrı, superman kuvveti, politikacı manevrası istiyor.

Gecenin geri kalanı sakin, Sarp'ın koridorda bir bu yana bir diğer yöne koşturması, kedinin de Sarp'ın aksi yönünde kaçmasıyla geçti.

Yemek konusuna gelince, Sarp Bey benimle başedemeyeceğini anlayınca gelip yemeğini yedi, bir yandan da "ben bunu çok seviyom" diyerek sanırım kendi kendine telkinde bulunuyordu.